İnsanların mizacı, günaha ya da sevaba eğilimi, içindeki iyilik ve kötülük doğuştan gelir. Bu, sadece bir inanç meselesi değil; doğum haritalarının da bize fısıldadığı kadim bir hakikattir. Her birimizin haritasında, yüksek potansiyeller kadar karanlık eğilimler de vardır. Bizi parlatan o güzel taraflarımız gibi, utandığımız, bastırdığımız ve görmek istemediğimiz gölgelerimiz de aynı ölçüde gerçektir.
Astrolojik danışmanlık yaptığımda, danışanların çoğu bana "Ben neden böyleyim?", "Bu huyumun kaynağı ne?" gibi sorularla gelir. Aslında bazen bu sorular, kişinin kendisiyle henüz tanışmadığının itirafıdır. Çünkü kişi kendi içinde belki yıllardır bastırdığı bir öfkeyi, bir kıskançlığı, bir kibri ya da bir korkuyu “kendi gibi” kabul edemez. Oysa işin tuhaf yanı şu ki: O karanlık yan da sizsiniz. Ve onunla tanışmak, sizi zayıflatmaz; aksine "insan" yapar.
İçimizdeki karanlıkla, günahkâr yanımızla yüzleşmekten utanmayalım. Onunla konuşalım. Yargılamadan, utandırmadan. “Ben neden bu cümleyi kurdum?”, “Bunu söylediğimde ne hissettim?”, “Gerçekten ne istedim?” gibi basit ama dürüst sorularla o içsel gölgemizi tanımaya çalışalım. Çünkü farkındalık; kusursuzlukla değil, şeffaflıkla başlar.
Bana sorarsanız, bu dünyaya "temiz" ya da "kirli" gelmiyoruz. Hepimiz belirli eğilimlerle doğuyoruz — kimimiz empatiye, kimimiz rekabete, kimimiz yalnızlığa, kimimiz ilgiye meyilli. Bu eğilimler haritamızda açıkça görülebiliyor. Ama bizi değerli yapan, bu eğilimlere karşı takındığımız tutumdur. Örneğin, doğasında kontrol ihtiyacı olan biri, bunu fark ettiğinde sağlıklı sınırlar kurmayı öğrenebilir. Ya da içten içe kıskanç biri, bu duygusunu dönüştürüp başkalarının başarılarına alan açmayı deneyebilir.
Sadece iyi olmak yetmez. Kendini bilmek gerekir. Çünkü iyilik de, kötülük de bilgiyle yön bulur. Ve ben bir astrolog olarak şuna inanırım: Kötü olduğunu fark eden insan, henüz kaybolmamış demektir. Onu fark eden kişi artık dönüşüm yoluna girmiştir. Kötülük, fark edilmediğinde güçlenir. Fark edildiğinde çözülür.
Bazı danışanlar bana mahcup bir şekilde “Ben bazen insanlar hakkında kötü şeyler düşünüyorum” der. Cevabım hep aynıdır: “İyi ki fark ediyorsunuz.” Fark etmek cesaret ister. O düşüncenin kökenini sorgulamak ise bir tür ibadettir.
Haritanızdaki Mars kontrolsüzse, öfke patlamaları doğaldır. Eğer Satürn ağır ve baskınsa, içe dönük karamsarlıklar kaçınılmazdır. Ama siz bunları fark edip dönüştürmeyi seçiyorsanız, işte o zaman kaderin size biçtiği gölgeleri aydınlatmaya başlarsınız.
Unutmayın, gölgesi olmayan bir insan, ışığın ne olduğunu anlayamaz. Ve gölgeleriyle yüzleşen bir ruh, yalnızca kendisine değil, çevresine de ışık tutar.
Bu yüzden ne hissettiğinizden, ne düşündüğünüzden korkmayın. Kendinize dürüst olun. Çünkü dürüstlük; farkındalığın, farkındalık ise özgürlüğün ilk adımıdır.
Siz böyle yaratıldınız. Bunda utanılacak hiçbir şey yok. Bu yolculuğunuzu anlamaya çalışmanız, zaten başlı başına bir erdemdir.
Sevgiyle,
Kübra Gül